Çin: Tek çocuk politikası ve totaliterlik

 

 

ÇİN HALK CUMHURİYETİ´NİN TEK ÇOCUK POLİTİKASI VE İNSANLARIN YAKASINDAN DÜŞMEYEN TOTALİTERLİK ÜZERİNE DÜŞÜNCELER

Mustafa Mert Gün - 11.12.2020


Çin’in aile planlaması politikasını teşvik eden çürüyen bir duvar resmi, Ekim 1996’dan itibaren Pekin’de bir arka sokakta ihmalden muzdarip. from October 1996. Photo:Will Burgess-Reuters
Çin’in aile planlaması politikasını teşvik eden çürüyen bir duvar resmi, Ekim 1996’dan itibaren Pekin’de bir arka sokakta ihmalden muzdarip. from October 1996. Photo:Will Burgess-Reuters


Bu hafta fırsat yakalayıp Prime Video uygulamasını karıştırırken gözüme bir belgesel çarptı: “One Child Nation”. Yönetmenliğini Nanfu Wang ve Jialing Zhang´ın yaptığı bu ödüllü yapıtın konusu insanların hayat hikayeleri üzerinden anlatılan tek çocuk politikası ve yıkıcı sonuçlarıydı. Konusuna ilk defa rast gelmemiştim. 2018 yazında Amerika´da uzun süre beraber mesai yaptığım çalışma arkadaşlarım Maisie ve Mimosa tek çocuklardı. Maisie Çin'de yaşayan kuzeninden kız kardeşiymişçesine bir yakınlıkta bahsederdi. Bu yakınlığın sebebini sorduğumda Çin´in 1979 yılından beri uyguladığı tek çocuk politikasından bahsetmişti. Uzun zamandır yaptığım demokrasi dışı sistemlerle ilgili incelemelerin üzerine bu belgesele denk geldiğim için okuduğunuz yazıyı yazmaya karar verdim. Başlığı konusunda ne kadar beyin fırtınası yapsam da ortaya yaratıcı bir şey çıkmadı. Belki de bu tekdüze hali size anlatacaklarım ile daha uyumludur.

 

Çin hızla artan nüfusunu kontrol altına almak ve yaşanacak muhtemel kıtlığı engellemek için 1979´dan itibaren 35 sene sürecek bir nüfus planlama politikasını hayata geçirdi. Kadınlar üzerinde doğum kontrol (kontrasepsiyon, kürtaj ve sterilizasyon) işlemlerinin uygulandığı politika ayrıca yasa dışı çocuk sahibi olanlara ağır para cezaları olarak geri dönüyordu. Tam aksine tek çocuklu aileler ise ödüllendiriliyordu. Yerleşim yerlerinde Çin Komünist Partisi ve aile planlaması idaresi tarafından belirlenmiş görevliler tarafından yürütülen bu politika şehirlerde çok daha başarılıydı çünkü birçok küçük çekirdek aile bu uygulamaya razıydı. Kırsal alanlar ise politikaya daha çok direniyordu. Çünkü geleneksel şekilde tarımla uğraşan geniş aileler kırsal alanlarda yaşıyorlardı.

 

Politika hayata geçirilmeye başlandığında insanların nasıl düşünmesi gerektiğini dikte eden duvar yazıları, afişler, şarkılar, marşlar ve danslar gibi birçok propaganda enstrümanı da Çinlilerin hayatlarına girmişti. Sokakta yürürken gördükleri duvar yazılarının bir kısmı şu şekildeydi:

“Akarsular gibi kan akması devlet planı dışında çocukların doğmasından daha iyidir.”

 

“Birisi bir çocuk daha dünyaya getirirse, tüm kasaba kısırlaştırma işlemine tabi tutulacaktır.”

 

Bunlar gibi bilinçaltına sürekli mesaj ileten ve gündelik hayatın her yerine yerleştirilen propaganda araçları, politikanın yüz binlerce insanın hayatını mahvetmesine ve ailelerde dayanılmaz fiziksel ve psikolojik acılara sebep olmasına rağmen Çinlilerin sorgusuz sualsiz kabul etmesine ve hükümetin istediği gibi düşünmelerine sebep oldu. Belgeselde röportajı yapılan ve bu uygulamadan dolayı hayatı etkilenen pek çok insan aynı şeyleri ifade ediyordu: “Tek çocuk politikası o zamanlar çok sıkı uygulanıyordu.” “Başka bir seçeneğim yoktu.” “Politika politikadır.” Çin´in dört bir yanındaki insanların benzer şeyleri papağan gibi tekrarlayacağına şüphe yok.

Öbür taraftan aile planlamasından sorumlu sağlık görevlileri ve rejimin görevlendirdiği sözde kasaba yöneticileri devlet tarafından yetkilendirilmiş “yasal seri katillermişçesine” 8-9 aylık fetüslerin hayatlarına son veriyordu. Geçmişte bu görevleri üstlenmiş bir sağlık görevlisi röportaj esnasında kürtaj işlemlerinin ilk başta bir vahşet olduğunu düşündüğünü, katlanması zor bir durum olduğunu ancak bir nüfus savaşında olduklarını ve milli çıkarları kişisel duygularının önüne koyup yalnızca görevini yaptığını söylüyor.

Sistemin kabul etmediği bebekler şans eseri doğduklarında ise sokaklara, pazar yerlerine bırakılıyor; birilerinin onları sahiplenmesi için dualar ediliyordu. Bu diğer taraftan herkesin çıkar sağladığı bir insan kaçakçılığı sistemine dönüşmüştü. Terk edilmiş bebekleri bulduğunuzda yetimhaneye götürürseniz bebek başı 100-200 dolar gibi bir para alıyordunuz. Yetimhaneler ise örtülü şekilde bu bebekleri uluslararası evlat edindirme işine başlamıştı. Pasifik'in diğer tarafında bu bebekler için 10 bin dolardan başlayan ücretler ödeyecek aileler vardı. Bebeklerin nerede ve ne zaman bulunduğu, sağlığı, bulan kişiler gibi bilgiler ailelere veriliyordu ancak hepsi düzmeceydi ve belli bir kelime dağarcığının içinden kurgulanmış hikayelerdi. Bu yüzden yıllar sonra ailesini arayan insanlar veya tam tersini yapan Çinli aileler başarılı olamıyor.  Bütün bunlar şaşırtıcı olmayan bir şekilde aşağıda anlatacağım totaliter rejim özellikleri ile bağdaşır.

Totaliterlik, Xavier Marquez (Dictatorship, Authoritarianism and Democratization, 2017) tarafından “ideolojik bir projeye kökten bağlı bir partinin toplumdaki diğer muhtemel rakiplerine galip gelen iktidarı” olarak tanımlanıyor. Totaliter rejimler ideolojiye göre belirlenen hedeflerin peşinde koşarken toplumu tam anlamıyla kontrol altına almaya ve dönüştürmeye çalışır. Devlet totaldir, bütünü temsil eder. Totaliter rejimler bir ideolojiyi sadece benimsemez; bu ideolojiyi temel almak suretiyle insan hayatının her yönünü, siyasetten ne kadar uzak göründüğüne bakmaksızın siyasetin bir parçası haline getirmekte ısrar ederler. Siyaseten doğru bulunmayan eserler veren insanlar üzerinde ciddi bir baskı vardır. Propagandaya diğer rejimlere göre çok daha fazla kaynak ayrılır; gazeteler, radyo ve televizyon sansüre uğrar ve rejimin onayladığı içerikler dışında hiçbir şey yayınlayamaz. Halkın, kendisine karşı girişebileceği bir mücadeleyi püskürtmek için vatandaşlarının görebileceği bilgiyi şekillendirmeye çalışır. Bu sistemlerde halkın rejim değerleriyle eğitilmesi, çocukların eğitimi ve sosyalleşmesi üzerine en çok kafa yorulan konulardır. Halk kendi haline asla bırakılmaz, ideoloji uğruna seferber olmalıdır ve asla kayıtsız kalmamalıdır. Kamusal ritüeller ile rejim, halkından bütün bunlara bağlılığını ifade etmesini ister. Coşkulu ve yüksek seviyede katılım her ne kadar rejimi popüler gösterse de bu yanıltıcı olabilir. Çünkü halk güvende hissetmediği için kendi duygularını açıklamaktan çekinebilir. Sosyal bilimciler tarafından bu konu tercih çarpıtması olarak adlandırılmıştır.( Preference falsification- T. Kuran,1997)  Toplumun her yerine nüfuz etmiş bir partinin yeterince inanarak savunduğu ideolojik projeler, terörü ve toplu katliamları çoğu zaman kolaylaştırmıştır.

 

Çin´in yukarıda anlatmaya çalıştığım totaliterliği bütün yönleriyle yansıtan Tek Çocuk Politikası nüfus kontrolünden farklı olarak hesapta olmayan birtakım sonuçları da beraberinde getirmiştir.2015´de Çin´de kadın erkek nüfus oranı %51.4´e 48.5 olarak açıklanmıştır. Bunda en önemli etken tek çocuk hakkına sahip olan çiftlerin fetüsün cinsiyetini öğrendiğinde eğer dişiyse kürtaj yolunu tercih etmesidir. Çünkü erkeklerin gelecekte iş bulma ve daha iyi bir sosyal statüye sahip olmaları dişilere göre olasıdır. Ayrıca bu durum yetimhanelere terk edilen kız çocuklarının sayısını arttırmıştır.

İkinci bir beklenmedik sonuç olarak yaşlı nüfus artmış, öbür taraftan doğum sayılarının hızla azalmasıyla Çin´de genelde bakımları aile fertlerince üstlenilen yaşlıların bakımlarını tehlikeye sokmuştur.

Diğer taraftan sistemden bir şekilde gizlenebilen ama devlet tarafından belgelenmeyen çocukların eğitim ve iş bulma konusunda sıkıntılar yaşamasıdır. Bu insanların sayısı tam bilinmese de yüz binlerden milyonlara kadar olabileceği ifade ediliyor.  

 

Sonuç olarak Çin Halk Cumhuriyeti 2015´de tek çocuk politikasını sonlandırdığını duyurmuştur. Güvenip güvenmemeyi tercihinize bıraktığım resmi verilere göre 336 milyon kürtajın gerçekleştirildiği belirtiliyor.( National Health Commission of the PRC,2013) Trajikomik bir şekilde 2016´da bu uygulamanın yerini “iki çocuk politikası” almıştır. Duvardaki yazılar boyalarla silinip yeni politikaya uygun şekilde tekrar yazılabilmiş. Yeni dans figürleri uydurulup, bunlara uygun marşlar ve şarkılar da eminim yazılmıştır. Ancak insanların hafızalarında acılar taze.

 

 

 

 

Kaynakça:

·        https://www.researchgate.net/figure/One-child-slogan-One-person-bears-one-more-child-the-whole-village-goes-to-ligate_fig3_323857461

·        https://www.britannica.com/topic/one-child-policy

·        https://www.aa.com.tr/en/world/china-too-late-to-abolish-one-child-policy/499206#

·        https://www.newyorker.com/culture/the-front-row/one-child-nation-reviewed-a-powerful-investigation-of-a-chinese-policys-personal-toll

·        Non-Democratic Politics: Authoritarianism, Dictatorship and Democratization 1st ed. 2017 Edition by Xavier Marquez 

 

 

Yorumlar